dünya demliyor bizi resmen bugünlerde. kocaman bir çaydanlığın içinde suyumuz suyumuza külümüz külümüze üstüne de nane olarak ölümle demliyor bizi. keskin, tad değiştiren, harmanlandığımız kabın içine kendi kokumuzu bile sindiremeden, iz bırakamadan dolduruluyoruz kimi bardaklara. bir zamandan sonra buharlaşıp giden acı çekme isteğimizle varettiğimiz maneviyatımız da karışamıyor bize. farkındalık bir toz gibi polen gibi uçuşup dururken etrafta, burnumuzdan içeri giren sadece açlığımıza dair kokular oluyor. acıktık, yemeliyiz, hmm lezzetliymiş.
ama sonra bir parmak uzanırsa topraktan, denizden, tutarsa küçük parmağından korkma.
28 Haziran 2007 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder