14 Mayıs 2007 Pazartesi

her şeyi olduğu gibi yazabilmek gerçek bir özgürlük. bugüne kadar çok az kişiye nasip olmuştur.
zihnin içinde dönen dolaplar, açılıp kapanan kapılar bir türlü hissedilene karşılık gelecek kelimeyle birleştirmez, bütünleştirmez. hele ki benim zihnimde bin dereden su akarken hangisinin sesini takip edip denizi bulabileyim? belki de hepsi aynı denize dökülüyordur.

yorgunum. bu yığılıp kalma anlamında bir yorgunluk değil. isteksizlik de değil. duvara çarpıp geri dönen pin pon topları gibi bir hissiyat. genelde sigara yakılır bu tür durumlarda. yaktım. herkes, giderek kendine daha fazla inanmaya devam ediyor. her geçen saniye, her insanın içindeki seslerin hacmi, daha da artıyor. bu sesler öyle yükseliyor ki, artık kimse kimseyi gerçekten duyamıyor. bizi duymalarını istediklerimizin dibine kadar gelip onlara fısıldamaya kalktığımızda da onların ''özel alan'' larına girmiş oluyoruz. beware the heart!..kalpler yamyamdır.

bir şarkının on değişik versiyonunu üst üste dinlediniz mi? ilk önce şarkının orjinalini dinleyin. sonra en son yapılmış versiyonunu. sonra alakasız bir dolu insanın yaptıklarını. aynı şarkıyı, on farklı zihinden nasıl fışkırdığını görün. en en sonunda da, tekrar aynı şarkıyı dinleyin. o ilk anda dinlediğinizde hissettirdikleriyle arasındaki farkın iki volkan kadar olduğunu görün. işte benim hayatım sanırım biraz buna benziyor. aynı şeylerin değişik versiyonlarını defalarca dinliyorum. ve artık en sonunda o şarkı çok güzel olsa bile benim için o şarkı olmaktan çıkıyor.

son bir şarkı daha dinleyelim. bu sefer sözsüz olsun.