daldın gittin indin
derinlerime kaçık aklımın sessizliğine
ben seni özlüyorsam bu senin ışımandan
tenin bakışın yüzün bir hamur gibi yoğuruluyorsa
algısı fısıltı olan zihnimde
ve ben ellerimi uzatıp dokunamıyorsam adına sesine
karşımda çağırmıyorsa beni, elmacık kemiklerin
elmacık kemiklerime gölge olmuyorsa
ellerim yok demektir
yüzüm bir birikintisi
ve gökyüzü kaldırıp atsa kendini
ay kalır belki geriye
o benim işte
ben seni özlüyorsam bu anlamsızdır aslında
dokunsam da baksam da sana
ben hep ay
sen hep kalkıp giden gökyüzü
sırçadan kapılarmış dünyanın kapıları
esmerliği kalbinin en kuytu yatağından bir odada
gizlisin
ve ben çalsam kapıyı sırçayı döksem cenneti kırıklara bulasam
yine tenin nefesin birer sessizlik yankısı
ben o kapıya dayandım artık
dokunsam
yeryüzü ağlar
dokunmak kelimeler atlas tenin kırık dünya arkandan koşan hayaller
afganistan israil filistin aslında tüm dünya
gökyüzü kalkıp gitse
yerine karanlığı sevebilir misin?
cohen çalsa bir anda sokağın ortasında dururken
aynen yürüyebilir misin?
cansever el sallasa bir yerlerden
ellerindeki çizgiler dize gelse
kelimeler kaçacak yer arasa dudaklarımızın sessizliğinden
yeniden şiir icat olsa
tüm kuşlar ölse birden
banane diyebilir misin?
bir şehir bir şehre kaç adım kadardır bilir misin?
ve yağmurlu günlerde dere yataklarında ,
sıcak kumlar yatağımız
söğütler çatımız duvarımızken
karnımızda ter alnımızda yüzümüzün yansıması
öpmeden durabilir misin?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)