Her sabah tam saat sekizde uyanıyordu ve yarım saat boyunca avokado yapraklarıyla fil sütünden yapılmış yüz kremini yüzüne sürüp Kremlin manzaralı lüks apartman dairesinin balkonunda güneş banyosu yapıyordu. Güneş çıkmasa bile balkonunun kenarlarına kurdurduğu özel bir ışık sistemi aracılığıyla yüzüne sürdüğü kremi kurutabiliyordu. Daha sonra Endonezya'dan getirttiği Durian meyvesinden iki dilim yedi. Meyvenin tadı rezaletti ancak bunu cildinin güzelliği korumak için yemek zorundaydı. Bir saat yoga ve bir saat meditasyonun ardından güne hazır sayılırdı. Hemen instagram sayfasını açtı. Yedi milyon küsür takipçisine bol ünlemli bir günaydın mesajı yazdı ve dişlerinin tüm beyazlığını gösteren bir fotoğraf attı. Fotoğrafı atar atmaz binlerce mesaj yağmaya başladı.
'Çok güzelsin' 'Yaşayan en güzel kadın sensin' ' senden daha yüce bir kadın daha yok'
Bunları okudukça keyifleniyordu ve işte tam o anda O'nun için gün başlamış oluyordu. Yine küçük bir şirketi satın alarak batırma peşinde olan kocası Yevgeni Yesimoviç için de gün çoktan başlamıştı ve İnstagram hesabına fotoğrafı attığı anda kocası mutlaka O'nu arardı. 'Hayatım! benim için her şey sensin!' iki dakikayı aşmayan telefon konuşmaları sırasında öpücükler havada uçuşurdu ve deli dolu aşk sözleri yeterince sarf edildikten sonra telefon ekranları öpülerek kapatılırdı.
Yevgeni'nin bu dördüncü evliliğiydi. Daha önceki evliliklerinden iki kız üç erkek çocuğu vardı ve yeni karısı Karmena'yla bir tekne gezintisi sırasında tanışmışlardı. Kel ve göbekli erkeklerden hiç hoşlanmazdı Karmena ancak Yevgeni'nin serveti bütün hoş olmayan özelliklerini silecek büyüklükteydi. Tam bir trilyon dolar. Parasının çoğu kendi üzerinde görünmüyordu çünkü dünya üzerindeki 'en zengin insan' etiketini taşıyarak dikkat çekmek istemiyordu. Dünyaca ünlü bir eski mankenle ve sosyal medya fenomeniyle evlenmişti gerçi ancak yine de bu hiç olmamış gibi geri planda kendini tutmaya çalışıyordu. Yoğun şirket batırma işleri nedeniyle çocuklarıyla senede belki bir kez belki de iki kez görüşebiliyordu Yelena hariç. Yevgeni için ilk karısından doğmuş olan ilk çocuğu Yelena hayatta en sevdiği canlı olabilirdi. On sekizinci yaşına basalı bir kaç gün olmuştu ve doğum gününde babası Yelena'ya kar beyazı bir ev satın almıştı. Buraya bir ev demek oldukça zordu çünkü 72 odası 15 salonu spor merkezi dört jakuzisi iki saunası bir sineması helikopter pisti dört havuzu olan bir yerdi burası ve kızı tek başına burada yaşarken canı sıkılmasın diye yanına yedi adet hizmetçi görevlendirmişti.
13 milyar nüfusa ulaşmış olan insanlık içinde bazı ayrılmalar yaşanmıştı. Ülkelerinde yaşayan üst sınıf kişiler çok daha iyi beslendiğinden ve dünyanın kirlenmiş olan ortamından kendini koruyabildiğinden bu insanların yaşam süreleri uzamıştı ve boyları da artmıştı. Artık sıradan bir üst sınıf insanın boyu üç metreye yaklaşabilmekteydi ve yaklaşık 300 yıl yaşayabiliyorlardı. Yevgeni biricik kızı Yelena'ya on binlerce kişi arasından görevlendirdiği yedi kişiyi en zorlu sınavlardan geçirerek seçmişti ve bu yedi kişi eski dünyanın insanları arasından seçilmişlerdi. Yelena hizmetçileriyle tanışırken eğilmek zorunda kalıyordu çünkü bu çelimsiz insancıklar yeni efendileri karşısında birer oyuncakmış gibi görünüyorlardı. Onlara kendince isimler de vermişti. Sürekli sırıtıp duran bir tanesine neşeli diyordu. Aralarında kaslı olan bir tanesine herkül adını taktı. Her biri için bir isim aramıyordu o anda canı ne isterse onlara öyle sesleniyordu.
Yelena yeni evine yerleşince pek mutlu olmamıştı ancak hizmetkarlarının varlığı O'nu eğlendiriyordu. Hizmetkarları da O'nu yeterince eğlendirmeyince kendine bir instagram hesabı açmaya karar verdi. Hemen evinin çeşitli köşelerinde türlü pozlar vererek fotoğraflar çektirdi. Hizmetkarlarının her birinin elinde birer fotoğraf makinesi saatler boyunca Yelena'nın peşinde koşturup durmuşlardı. Banyoda, havuzda, onlarca lüks arabanın durduğu garajında hatta helikopter pistinde bile fotoğraf çektirmişti ve bunları hemen hesabına yüklemişti. Yirmi dakika içinde bir milyon takipçiye ulaştığında elinde martinisini yudumluyordu ve bu olay Yelena'yı ömrü boyunca unutamayacağı bir olaya sürükleyecekti.
Ertesi sabah Yelena'nın üvey annesi Carmena yine rutin güzellik maskesini yüzüne yapıştırmış, yogasını yapmış, keyif içinde instagram hesabını açmıştı ki ne görsün! takipçilerinin yarısı ortadan kaybolmuştu. Hemen dekolteli bir fotoğraf çekip hesabına yüklese de nafile! on dakika içinde binlerce like alırken bu defa attığı -üstelik oldukça dekolteli- fotoğrafına bir saatte ancak 3000 like gelmişti. Bunu gördüğünde deliye döndü elbette. Gelen yorumlardan birisinde şöyle diyordu gloriouswoman32 adlı kullanıcı; 'Carmena artık yaşlandın ve üvey kızın senden çok daha güzel.'
Derken o büyülü an geldi çattı; Yelena'nın instagram hesabını açtığını fark ettiği o an, zihninin içinde volkanlar patlıyordu. Elleri titreyerek telefonundan hesabı incelemeye başladı. İnanılmaz fotoğraflar koymuştu Yelena ve tam on milyon takipçisi vardı, üstelik bir günde bu takipçi sayısına ulaşmıştı. Telefonunu duvara fırlatıp paramparça etti. Yelena ya o hesabı kapatacaktı ya da ölecekti. Giden takipçilerini geri istiyordu hem de hemen. Ayrıca Yelena kesinlikle O'ndan daha güzel ve alımlıydı. Bunu geri kazanmalıydı. Kızın ölmesi yeterli olmayabilirdi, Yelena'nın kalbini eğer yerse kızın güzelliği kendisine geçebilirdi. Çok eski çağlarda insanların güçlü savaşçıların hatta tanrıların güçlerini kazanabilmek için onların organlarını yediklerini okumuştu bir yerlerde ve aniden bu aklına gelivermişti. Evet o hesabı kapatması yeterli değildi, Yelena mutlaka ölmeliydi. Bunu yapabilecek kişileri aklından geçirirken çok eskiden tanıştığı Yakuzalardan birine bunu yaptırabileceği aklına geldi. Hemen kırdığı telefonundan kartını çıkarıp yeni bir telefona takıp numaraları tuşladı. Sanada Kenshiro. Adamın adı buydu. Telefonu kalın sesli birisi açtı ve karşısında Rusça konuşan bir kadın olduğunu duyunca kendini toparladı. 'Hemen görüşmeliyiz.' deyip Sanada'ya bir adres verdi. 'Üç saat sonra orada ol. Özel uçağım seni bulunduğun yerde alacak.'
Sanada Kenshiro sıradan bir 'pis işleri yapan ve sorgulamayan' kiralık katil değildi. Kendince kuralları vardı. Mesela 6 yaşından küçük çocukları öldürmüyordu. Toplu katliamlara katılmıyordu, her zaman yalnız çalışıyordu. Eğer bir evi içindekilerle birlikte yakacaksa, yakacağı kişileri önceden bayıltıyordu. Neticede bir sadist değildi, bir katildi. İşini en iyi şekilde yapmaya çalışıyordu ve yakuza patronları ne zaman ulaşamayacakları bir hedefleri olsa Sanada'yı çağırıyorlardı. O da emredileni harfiyen yerine getiriyordu. Carmena görüştüklerinde kesin bir dille isteklerini şöyle sıraladı; 'O'nun yerde yatan cansız bedeninin fotoğraflarını görmek istiyorum ve kalbini çıkarıp bana getirmeni. Kalbini dondurulmuş bir kutunun içine koyup bana getir ki içinden akan kanlar bozulmasın.'
Bu tür garip istekleri duymaya alışkındı Sanada. Bir keresinde bir müşterisi kendisine kurbanın ayak parmaklarını kesip getirmesini istemişti. On azmettiriciden en az dördü mutlaka kurbanlardan birer parça getirmesini istiyorlardı. Sanada hemen yola çıktı. Öncesinde Yelena hakkında biraz araştırma yaptı. Kızın fotoğraflarını görünce hayranlıktan donakaldı. Böyle bir güzelliği yok etmek için cesaret toplaması gerekiyordu. Bir gazeteci kılığına girdi ve görüşmek için bir randevu ayarladı. Ünlü kadın dergisi Formopolitan'dan sizi arıyorum sizinle bir moda çekimi yapmamız gerekiyor dediği anda Yelena'nın hizmetkarlarından birisi O'na randevu vermişti. Eve vardığında etraftaki güvenlik kameralarını tek tek bozmayı ihmal etmedi ve görüntüsünün çekilmediğine emin oldu. Kapıyı Yelena'nın taktığı isimle 'sulugöz' açmıştı. Gözlerindeki alerji nedeniyle devamlı gözleri sulandığı için bu ismi almıştı. Sanada hemen içeriye buyur edildi ve üzeri aranmamıştı bile. Dev bir havuzlu salonun içine girdiğinde evin görkeminden şaşkına dönmüştü. Salonun ortasında bir havuz bulunuyordu ve Yelena havuzun içindeydi.
-Hoşgeldiniz. Sizi daha rahat bir yerde ağırlamak isterdim ancak günlük programıma göre şu anda süt banyomu yapmam gerekiyor. Size nasıl yardımcı olabilirim?
Sanada kızı karşısında görünce neden orada bulunduğunu unutacak kadar şaşkına dönmüştü. Bu kızı öldüremeyeceğine orada karar verdi. Kız, camdan bir şehir kadar güzeldi. Tek bir fiskeyle tüm şehir yerle bir olacakmış gibi de narindi. Dizlerinin üzerine çöktü ve ağlamaya başladı. Binlerce kişiyi öldürmüş ve bunu neden yaptığını bir kez bile sorgulamamış olan bu adam hüngür hüngür ağlıyordu.
-Yapamayacağım. Bunu yapamayacağım. O havuzdan hemen çıkın lütfen. Size anlatmam gereken çok önemli bir şey var.
Sanada, Yelena'ya tüm olanları anlattı. Üvey annesinin planını, kendisinden istediklerini. Bunları duyunca Yelena çok mutlu olmuştu. 'O hain kendini beğenmiş cadı sonunda acı çekiyor.' diyerek içinden geçirmişti. Sanada'nın Yelena'nın kanlar içinde fotoğraflarını çekmesi gerekiyordu ve bunun için ikisi düzmece bir plan yaptılar. Yelena hizmetkarlarına bol miktarda domates suyu, parça dana eti ve salça getirmelerini emretti. Yere boylu boyunca uzandı ve etleri belinin kenarına yapıştırıp salçaya buladı. Yere uzandı. Gerçekten de bedeni delik deşik edilmiş gibi görünüyordu. 'kalbi ne yapacağız?' diye sordu sanada. Evin bahçesinde gezinen ceylanlardan birisini hizmetkarlarından birine öldürtüp kalbini çıkarttı. 'Al bunu ve o cadıya götür.' Ben bir kaç gün ortadan kaybolacağım. Benden bir haber bekle.'
Bu cümleleri ağzından çıkardıktan sonra Sanada'nın yanağına belli belirsiz bir öpücük kondurmayı da ihmal etmemişti. Sanada böyle bir hareketi hiç beklemiyordu. Sanki yaptıkları için Yelena O'nu ödüllendirmişti ve bu ödül, bugüne kadar aldığı en büyük ödüldü. Neşe içinde bir kutunun içine koyduğu ceylan kalbi ve çektiği düzmece fotoğraflarla birlikte Carmena'nın yanına gitti. Carmena fotoğrafları görünce üvey kızının öldüğüne hemen inandı ve kalbi Sanada'dan alıp ücretini ödedi. İki milyon dolar. 'Cenaze için hazırlanmam gerekiyor. Babası beni kısa süre sonra arayacaktır. O'nu da teselli etmem gerek.' diyerek vedalaştı yakuzayla. Sanada, zalim kadının yanından ayrılır ayrılmaz telefonu kırıp çöpe attı ve ortalıktan tamamen kaybolmaya karar verdi. Telefonu kırdıktan sonra içine bir kurt düşmüştü ama; Ya Yelena beni ararsa?
Aradan bir hafta geçti ve Carmena kocasından gelecek acı haberi bir türlü alamamıştı. Bu bir hafta boyunca keyfine diyecek yoktu ve Yevgeni'nin kızından bahsetmemesine aldırmamıştı bile. Derken bir sabah instagram hesabını açtığında Yelena'nın yeni fotoğraflar koyduğunu gördü. Sinirden kendini duvarlara fırlatmak istiyordu. Hemen Sanada'yı aradı ancak ulaşamadı. Yakuza'nın önemli liderlerinden birisine olanları anlattığında onlar da Sanada'dan bir haftadır haber alamadıklarını ve durumu şimdi anladıklarını dile getirdiler. İş başa düşmüştü. Üvey kızını bizzat ziyaret edecekti.
Hiç beklemediği anda üvey annesini karşısında görünce Yelena istemsizce sırıtmaya başladı. İkisi de neler olduğunun farkındaydılar ancak ikisi de son derece güler yüzlü ve sevecen davranıyorlardı birbirilerine. Derken Carmena hiç beklenmedik bir şey yaptı. Yevgeni'nin düğün gecesi kendisine hediye ettiği dev yeşil taş, lapis exilis'i kutusundan çıkarıp Yelena'ya uzattı;
-Biliyorum sana büyük haksızlık ettim. Seni kıskandım ve sana karşı affedilemeyecek bir günah işledim. Bunun için beni bağışla lütfen sevgili kızım. Beni bağışlaman için sana sahip olduğum en değerli mücevheri sunuyorum. Artık canımdan çok sevdiğim lapis exilis senindir.
Yelena taşı önünde görünce gözleri kamaştı ve Carmena'nın kendisi için kurduğu korkunç planları bir anda unutuverdi. Ellerini uzatıp taşın içinde durduğu kutuyu alıp gözlerinin dibine kadar getirdi. Taşı avuçladı ve sıkıca tutarak gülümsemeye başladı. Taş, Yelena dokunduğu anda parıldamaya başladı ve genç kadın ellerini taştan çekemiyordu. Gözleri kararmaya başlamıştı, titriyordu, çığlık atmak üzereydi. Avuçlarında korkunç bir acı vardı ve dumanlar çıkıyordu.
-Evet sana taşı verdim ancak bilmezsin ki bu taşa dokunan paramparça olmaya mahkumdur. Ona sadece bakabilirsin, dokunamazsın benim cahil kızım.
Yelena yerde baygın halde yatıyordu ve Carmena zaferini kazanmış bir komutan gibi taşı özel üretim eldivenlerini giyerek Yelena'nın avuçlarından alıp tekrar kutusuna koydu ve oradan ayrıldı.
-Mücevherler bir kadının her zaman en iyi arkadaşlarıdırlar diye boşuna demiyorlar.
Evden ayrılmak üzereydi ki kapının önünde hiç beklemediği birine rastladı. Yevgeni ellerini ovuşturur gibi bir hareket yaparak sırıtıyordu.
-Senin bunu yapacağını tahmin ediyordum. Bak kızım, görüyor musun üvey annenin sana yaptığını? Kendisine hediye ettiğim o güzelim taşı kullanarak seni öldürecek kadar seni seviyormuş görüyor musun?
Yelena da babasının hemen arkasından mavi gözlerini devirerek Carmena'nın karşısına dikildi. İkisinin karşısında dili tutulmuş gibi kalakaldı.
-Ben sadece. Ben. Ben.
-Evet sen sevgili eşim. Sen benim hayatta en sevdiğim şeyi benden alacaktın eğer kızım bana olanları söylemeseydi. Eğer kızımı öldürtmen için tuttuğun kiralık katil gelip bana sığınmasaydı. Evet sen bütün bunlar yetmiyormuş gibi kızımın ölmediğini görünce aynı gün O'nu tekrar öldürmeye kalktın. O yerde yatan kızımın basit bir kopyasıydı. O'nun gibi binlercesini öldürebilirsin dilersen ancak benim kızım burada, yanımda. Yelena, söyle bana bu kadına ne yapmak gerek?
Yelena çok uzun süreli düşünmedi. Ağzından dökülüverdi Carmena'nın cezası.
-O'nu şehrin dip mahallelerinden birine bırakalım baba. Tüm parasını ve malını elinden alarak. Sahip olduğu şeyler olmadan o bir hiç zaten. O'nu öldürmeyelim asla. O zaten bir cesetken nasıl öldürebiliriz ki?
Kızın isteği hemen yerine getirilmek üzere Yelena'nın yedi hizmetkarı Carmena'yı kollarından tutarak arabaya bindirdiler. O'nu şehrin kim bilir neresine götürüyorlardı kadın sesi kısılırcasına çığlıklar atarken.