8 Temmuz 2013 Pazartesi

Başıboş şeylerden bahsetmeye dair.

"hiç gerek yok üzülmeye. Değmez O'nun için" diye buyurdu arkadaşı. Ne olup bittiği hakkında en ufak bir fikri yoktu halbuki. Sonra neşelenmesi için anlamsız bir kaç şey daha söyledi. Kelimeler duyulmaz bazen. Hissedilmez.

Ghost Dog'u izledin mi diye sordu adam kadına. Samuraylar hakkında bilgim var ama izlemedim duydum dedi kadın. Başıboş şeylerden bahsetmeye dair bir başka örnek daha.

"o seni sevmiyordu ki zaten" dedi annesi kızına. Nerden biliyorsun sorusu hiç bu kadar anlamsız olmamıştı. Çay içelim çay. Ondan sonra daha iyi düşünürsün. Bir bitkiyle düşüncenin kusursuz uyumu.

"açım bir kalem alır mısınız?" diye sordu kucağında bir bebekle bir kadın bir cafenin dışından içindekilere. "bunlar zaten para toplayıp senden benden zengin oluyorlar" buyurdu ordan bir garson. Cafenin dışındaydı. Onlar içerdeydi. Onlar en iyisini bilirdi.

O esnada bir evde birbirini kovalayan kediler vardı. Erkek kedi yüksek bi yere çıkıp heykel gibi durdu ve aşağıdan dişi kediye baktı. Dişi kedi "aşağı in korkak herif diye bakıp suratını yalamaya başladı. Erkek kedi yattı oraya uyuyakaldı.

"ay şoke oldum inanır mısın??" dedi kadın yanındaki arkadaşına mağazanın ortasında. Kulakları dikenli telle çeviren bir müzik eşliğinde. Ayakkabılar sanat eserleridir. Ama bazı alıcıları pek sanat sever değillerdir.

"genelliyorsunuz sevgili dostum olmuyor böyle" dedi yaşlı adam piposundan bir fırt çekerek. Karşısındaki adamın fuları ters dönüverdi o anda. O fular adamın kafasına doğru yükselip bir bandana gibi alnını sardı ve kendiliğinden sıkılaştı. Kimse şaşırmadı bu olanlara.

"olduğu gibi bir insanı kabul edemiyorsun işte." dedi on yaşında bir oğlan çocuğu yanındaki arkadaşına. hayatının sonuna kadar yapacağı tek doğru tespit olacaktı bu.

"işyerinden aradılar kovulmuşum hayatım" dedi adam karısına. Kadın o sırada elindeki bardağı bıraktı adama sarıldı. "önemli değil sevgilim. sen daha iyisini bulursun" dedi adamın yüzünü iki elinin arasında tutup. Şüphesiz ki bu olayın geçtiği evren daha iyi bir evrendi.

"annem sabah yatağımın başına çiçeklerle şu notu bırakmış" diye gösterdi kadın arkadaşına. Arkadaşının annesi o sırada mezarında rahat bir uyku çekerken. Arkadaşı gülümseyip; "anneler herşeyi nasıl biliyor ya" çıkabildi ağzından.

artık yaşlanmış, hayatlarının sonuna yaklaştıklarını ikisinin de bildiği ikizler bir parkta oturup etrafı seyrediyorlardı. O sırada yanlarına oturan elele tutuşmuş liseden çıkmış bir çocukla kız gördüler. üzüldüler. varlık yokluğa en çok o anda yakınsadı.


Olga

 Sonsuza dek sürecek bir öfkeniz varsa içinizde büyütüp yeşerttiğiniz, asla huzur bulamazsınız. Öfkenizi beslediğiniz o kısa zamanlarda haya...