Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;
Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;
Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;
Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde 'dayan' diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;
Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;
Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;
Yeryüzü ve üstündekiler senindir
Ve dahası
sen bir insan olursun oğlum
Rudyard Kipling'in bhagavad gita'yı okuduktan sonra yazdığı bu şiirin bir çok yorumu var. Bhagavad gita, Mahabharata adlı dünyanın en uzun şiirinin en bilinen parçası.
Kipling çok zor geçen hayatının özetini bu şiirde yapmış. İki çocuğunu kaybetmiş,18 yaşındaki oğlunu kaybetmiş, çocukken üvey annesinin şiddetine maruz kalmış, defalarca
yaptığı işlerde reddedilmiş bir adamın yazdığı bu şiirin sahibi, kendisine atfedilen şövalyelik ünvanıyla beraber onlarca ünvanı reddetmiş ancak 1907'de kendisine verilen nobel edebiyat ödülünü kabul etmiş birisi.
Aynı Rudyard Kipling 379 kişinin öldüğü hindistan'daki Amritsar katliamını yapmış General Dyer için bugünün parasıyla yüzbinlerce pound toplayıp aynı katliam için 'gerekliydi' diyebilen birisi. Bhagavad Gita'da şu vurgulanır her zaman; Maya, yani gördüğümüz tüm evren aslında bir ilüzyondur. Materyal olduğu gibi vardır ve gerçektir ancak göründüğü gibi değildir. Bir rüyada değiliz sadece maya'nın etkisindeyiz. Maya bu evrenin bir nevi örtüsüdür. Kipling hindistan'da doğup büyümüş bir ingiliz ve orada yaşananları kendisinden daha iyi bilecek biri de yok elbette. Ancak Amritsar katliamını yapabilecek birine böylesine bir desteği verebilmek? Hatta yine hindistan'da doğmuş olan George Orwell'e göre kendisi sadist birisi. Kipling gazeteciyken bir ingiliz askerinin bir hinduyu sopayla dövmesini izleyip bunu onaylamış birisi.
Elbette Kipling'in bir 'dick' olması onun hikayelerini şiirlerini kötü kılmıyor. Ancak Maya yine görevini layığıyla görüyor.