2 Mayıs 2014 Cuma

Sessiz intihar

yeni bir intihar türüyle karşı karşıyayız.

sessiz intihar.

Suicideproject.org adında herkesin intihar mektuplarını yayınladığı bir site mevcut. Burada 15 yaşındaki ergenin "best friend"iyle yaptığı kavgadan sonra nasıl hayattan soğuduğunu anlatan mektuplardan 70 yaşında hala ölmeyi bekleyen ama bir türlü ölemeyen bir adamın içten itiraflarına dek her türden hayattan bezdim konulu yazıyı bulabilirsiniz. Bu insanlar intihar gibi gayet kişisel ve son derece içsel bir durumu bile yazılar yazıp internete koyarak facebook terimiyle neden anıtlaştırmak istiyorlar? Çünkü kimse onları duymuyor. Söyledikleri şeyler binlerce kez tekrar edilmiş olsa bile kimsenin kimseyi dinlemeyip dinlenmeyi beklediği bir çevrede üstelik, gayet iyimser bir umutla kaba bir tabirle bu "sessiz çığlıklarını" duyurmaya çalışıyorlar.

Bir gösteri merkezi, bir sirk hatta bir hokkabazlık sahnesi olan internette hemen herkesin hissiyatını son derece kallavi kelimelerle anlatarak kendini dile getirebilmesi mümkün. Yaratılan imajın kişilerin kaçıncı personası olduğu ise elbette muallak. Her türden davranışın bir kodu ve adı var. İmkanlar sonsuz. Kelimeler sonsuz. Ancak amaçlar ve istekler kırık. Yalnızlık işsizlikten daha beter boyutlarda. Toplumlarda işsizlik endeksleri gibi yalnızlık endeksleri yapılmalı. "2013 yılı verilerine göre toplumun yüzde 23,4'ü kendini tamamen yalnız hissediyor. 4,7'sinin tek bir arkadaşı bile yok. 34,5'inin sevgilisi bulunmuyor. Evli olan kesimin 83,2'si yalnızlıktan gebermek üzere" gibi istatistikleri olan bir araştırma tüm ülkenin reklam panolarına senenin belli haftalarında boy boy asılmalı ifşa edilmeli. Yalnız olduğunun farkında olup bunu itiraf edemeyen şahane toplumlar görüyorum sevgili Esteban.

Derin iç dünyamızın bize sunduğu tüm inançların, hayallerin ve mutlu olma hallerinin de ötesinde alışkanlık halini almış davranışlar bile bitti artık. Artık alışkanlık halini almış durumlar var. İntihar bile bir alışkanlık artık. Ölmek isteyen ama bunu neden istediğini bile bilmeyen bir insanlık nesliyle karşı karşıyayız. Herkes dünyanın ve insanlığın ne denli boktan olduğunun gayet farkında. En pembe dizi karakteri tip bile insanlığın soysuz bir çöplüğe battığını yüzünü buruşturarak söylüyor. En büyük umudu iş yerindekilerin doğum gününü anımsaması, iş yerine isimsiz çiçek gelmesi olan beğenilmek, anımsanmak, hakkında atılıp tutulmasını isteyen insanlar. En doğal hakları elbette. İçi bomboş itiraflar, umutlar, anılar, sesler ve acılar. Boşaltılmış acıların yerine yenilerini koymak zaman almıyor çünkü paketlenmiş acılar mevcut. Başkalarının anlattığı acıları kendimize yontarak onları ödünç alabiliriz gayet. Yaşanıp yaşanmadığını anlamak için bir dudak titremesine şahit olmamız gereken anlatılardır bunlar. Kuru sıkı atılıp tutulacak şeyler değillerdir. İnsan ne kadar kendine normalleştirirse normalleştirsin bir şekilde insanın can evine benzin dökecek güzellikte şeylerdir çoğu. Artık çoğu ambalajında huzur içinde onları tüketmemizi bekliyor.

İnsanın yapabileceği en büyük meydan okuma intihardır. En cesur insanlar intihar edenler arasındadır inanın. Bir kere bile gerçekten ölmek istememiş birinin bunu saçma bulacağına emin olabilirsiniz. Hatta intihar edenlerin korkaklar olduğuna, hayatın bu dev mücadelesinden kaçtığına bile inanırlar. Oysa ki buna inananların cephenin en gerisindeki komutanlardan farkları yoktur. İntihar bir sürekliliktir. Kaçınılmaz biçimde o savaşın içindeysen arkana saplanacak bir gürzün tadını mutlaka tadacaksındır. Hayatı kenardan seyredenlerin hayatın mücadelesinin içindelermiş gibi zannetmeleri çok doğal. Bu sonsuz bir gösteri ve en çok seyredenler konuşurlar.

Olga

 Sonsuza dek sürecek bir öfkeniz varsa içinizde büyütüp yeşerttiğiniz, asla huzur bulamazsınız. Öfkenizi beslediğiniz o kısa zamanlarda haya...