24 Kasım 2013 Pazar

Zafer sizin Sacco ve Vanzetti

15 nisan 1920 günü bir ayakkabı fabrikasında çalışanların maaşlarını taşıyan Frederick Parmenter ve Alessandro Berardelli Boston'daki South Braintree semtinde başlarına geleceklerden habersizdirler. Herşey çok hızlı biçimde olur ve yanlarına yaklaşan iki kişi tarafından sokak ortasında vurularak öldürülürler. Hırsızlar çantaları kaptıkları gibi içinde 3 kişinin daha olduğu Buick marka bir arabaya binerek kaçarlar. Bu olay, artık işsizliğin, parasızlığın Amerika'da göçmen olarak yaşayanların fazla olduğu bu gibi yerlerde oldukça alışıldık bir durumdur aslında.

Görgü tanıkları cinayeti işleyenlerin "italyan görünümlü" olduğunu söyleyince polis derhal bir cadı avı başlatır. Olaya karışanlar çoktan tüymüşlerdir bile. Yine de birileri katil olmalıdır. Artık Amerika'nın eski sahipleri olan kızılderililer tamamen kovulmuştur. Artık yerliler puriten Amerikalılardır. Yıllar boyunca Avrupa'dan yeni kıtaya süren göçler sonucu kalabalık bir göçmen grubunun oluşturduğu çalışan sınıf artık kızılderililerin yerini almıştır. üç kuruş para için saatlerce çalışan bu insanların o büyük amerika hayallerinin yerini dev bir hayal kırıklığı almıştır. Göçmenler öfkelidir. Çünkü yaşayabilecekleri bir hayat sürememektedirler. Ancak burjuva da aynı şekilde öfkelidir. Dışardan gelip onların haklarını gaspeden bu yabancılara karşı anlamsız bir nefret duymaktadırlar. Göçmenler sadece zaten orada olan ve Amerika'nın gerçek sahiplerinin haklarını gasp etmeye gelmişlerdir onlara göre. Sanki kendileri bunu yapmamış gibi.


Bu olağan cinayetten 12 yıl önce 1908 yılında ise Amerika topraklarına iki sıradan İtalyan göçmen ayak basar. Babası şarapçılık yapan ve büyük hayalleri olan ayakkabı tamircisi Nicola Sacco ve seyyar arabasında balık satıp geçimini sağlamaya çalışan Bartolomeo Vanzetti. Bu iki sıradan adamı biraraya getiren şey düşünceleridir. O dönem haksızlığa karşı şirketlerin ve hükümetin karşısında birleşmeye başlayan göçmenler Anarşizm'e gönül vermişlerdir. Hükümetlerin sadece birer baş belası olduğunu ve insan hayatlarını kolayca harcadıklarını, belli bir zümre için var olduklarını anlamaları zor olmamıştır. Balık tezgahında Proudhon okuyan bir italyan düşünün. İşte o Vanzetti'dir. Eskiden insanlar haklarını aramanın en iyi yolunun düşünmek olduğuna emindiler. Bu iki italyanın yolu kesiştiğinde onları birleştiren de buydu. Anarşist bir gruba katıldılar. Mitingler, toplantılar, eylem planları. Fakirlikten ölmek üzereydiler ama bir uğraş içinde olmanın hazzını yaşıyorlardı.

Cinayet işlendikten sonra polis bazı yerlere baskınlar düzenledi ve bunlardan birinde Sacco ve Vanzetti üstlerinde anarşist bildirilerle ve birer tabancayla yakalandılar. Polis için bu ikisinden daha enfes şüpheliler olamazdı. Üstelik görgü tanıklarından birisi ikisini teşhis etmişti bile. Üstlerinde taşıdıkları silahlardan balistik incelemesi bile yapılmadan tutuklandılar ve mahkemeye çıkarıldılar. Yargıç onlara cinayetle ilgili sorulardan çok ideolojik sorular sormayı tercih edecekti. "demek bu ülkeyi yok etmek istiyorsunuz." "birinci dünya savaşından neden kaçtınız?"
"neden ülkeniz için savaşmadınız?"

Çok açıktır ki 1920 Amerika'sında ideolojik deliliğe bulaşmamış insan nerdeyse yoktur. Ku Klux Klan'ın milyonlarca üyesi vardır. Komunist rejim Sovyetlerde yeni kurulmasına rağmen kısa sürede insanlarda korku yaratmıştır. Komunizm = dinsizliktir. Bu bilgi aşırı püriten fikirlere sahip Amerikalılar için yeterince korku vericidir. Ülkede sol ve anarşist gruplara karşı en ufak bir tolerans dahi gösterilmemektedir. Sacco ve Vanzetti'nin mahkemesi de tam böyle bir ortamda gerçekleşmiştir. Yargılananların hangi düşünceye sahip olduğu o nedenle çok önemlidir. Çünkü yargılayanlar için onlar gibi olmayanlar yok edilmelidir.

Çok uzun sürmeyen bir mahkeme sonucu Sacco ve Vanzetti ölüme mahkum edilirler. Mahkumiyet için geçerli nedenler bir kaç kişinin "italyan görünümlü" katilleri Sacco ve Vanzetti'ye benzetmesidir. Oldukça ilkel bir balistik inceleme sonucu cinayet silahlarının da üstlerinden çıkan silahlar olduğuna kanaat edilmiştir. Aslında onlar cinayetten değil, çoğunluk gibi olmadıkları için mahkum edilmişlerdir. Üstelik mahkumlar doğru dürüst ingilizce bile konuşamadıkları için çevirmen bile getirilmemiştir. Alınan ifadeleri

Dava çok kısa sürede Boston sınırlarını aşacak bir olaya dönüşür. Alenen adaletsizce yargılanan bu iki insanı savunan avukat Fred Moore sayesinde, dava daha da uzayacaktır. Moore olayı sosyolojik bir dava haline getiren kişidir aynı zamanda. Çünkü usta bir sosyologtur ve toplumun içindeki derin çatırtıların farkındadır. Sacco ve Vanzetti, o sırada Amerikan toplumunun içine düştüğü derin çatlakların mahkumlarıdır. Olay uluslararası bir boyut kazanır dönemin ünlü yazarları ve düşünürleri sayesinde. Bernard Shaw, Marie Curie, Albert Einstein yazdıklarıyla ve konuşmalarıyla davanın yeniden görülmesi için kamuoyu oluştururlar. Ölüme mahkum edilen iki sıradan italyan, artık özgür düşünmenin sembolleri halini almışlardır. Mahkumiyetleri süresince yaşadıkları izolasyon nedeniyle akıl sağlıklarını yitirme noktasına bile gelmeleri hafifletici neden olarak görülmez. Davanın yeniden görülmesi için gösteriler düzenlenir. Boston'da 250.000 kişinin katıldığı gösterilere polis çok sert müdahale eder. Amerikanın Paris büyükelçiliği önünde bile 150.000 insan toplanmıştır. Bu gösterileri modern zamanın ilk tepki gösterileridirler. Belki de aktivizmin ateşini fitilleyen gösterilerdir bile diyebiliriz bunlara. Çünkü o güne dek bu denli kitlesel bir tepki, bir olay için gösterilmemiştir.

Vanzetti bekardır. Ama Sacco aşık bir adamdır ve bir oğlu vardır; Dante. tam 7 yıl süren ölümü bekleyişi sırasında Sacco oğluna mektuplar yazar. Sacco'nun kaybedeceği şeyler vardı yaşamak istiyordu. Ama Vanzetti olup bitenin daha farkındaydı. Onlar haksız yere idam edildiğinde biliyordu ki adaletsizliğin bu kadar bariz bir lekesi tarihe yazılacaktı. İnsanlar unutmayacaktı onları. Zira öyle de oldu. 1925 yılında portekizli bir göçmen olan Celestino Madeiros, sokak ortasında işlenen o cinayeti kendisinin ve arkadaşlarının yaptığını, Morelli çetesinin cinayetin sorumlusu olduğunu itiraf etse bile sonuç değişmez. Düşünün ki ayrıntılı biçimde herşeyi itiraf eden biri var ve bu cinayet davasının seyrini değiştirmiyor. Bu itiraftan 2 yıl sonra 25 ağustos 1927 günü sabah 8 de elektrikli sandalyeye oturtulurlar.


Sacco'nun son sözü hoşçakal anne olur. Vanzetti ise Sacco'nun oğlu Dante'ye yazdığı mektupta şunları yazar;

"If it had not been for this thing, I might have lived out my life talking at street corners to scorning men. I might have died, unmarked, unknown, a failure. Now we are not a failure. This is our career and our triumph. Never in our full life can we hope to do such work for tolerance, justice, for man's understanding of man, as now we do by accident. Our words - our lives - our pains - nothing! The taking of our lives - lives of a good shoemaker and a poor fish peddler - all! That last moment belong to us - that agony is our triumph."

Öldürüldükleri o son an, nefes alıp verdikleri o son saniye, onların zaferidir. Yaşarken çektikleri acılar, dünya daha güzel olsun diye verilen uğraşlar, adaletsizlikler, hatta hepimizin hayatları birer hiçtir aslında. Değiştirmiyordur dünyayı. Ama onların ölümleri hala anımsanıyor. Hala biliniyor ve şarkılarda bile söyleniyor.



Ölümleri onları birer kahraman yapmıştır. Sıradan denilen iki adam. Belki de bu dünyada zaferle sonuçlanmış bir hayata sahip olmuş çok azından bir kaçı.

Hiç yorum yok:

Olga

 Sonsuza dek sürecek bir öfkeniz varsa içinizde büyütüp yeşerttiğiniz, asla huzur bulamazsınız. Öfkenizi beslediğiniz o kısa zamanlarda haya...