hayatı boyunca binlerce kitap fuarına gitmiş biri olsaydı, bu kitap fuarı gibi girişi olan bir fuar daha görmezdi. girişte gözlemeciler, tantuni döner satan yerler bulunuyor. isterseniz envai çeşit baharat kaysı falan da alabilirsiniz daha ileride bulunan yerlerden. ufak bir kapalı çarşı ambiyansı yakalanmış. ilk geldiğiniz anda kitap fuarına mı geldiniz sultanahmet'e mi belli değil. bir koridor gibi uzanan uzuuun girişte sağlı sollu yer alan bu yerleri geçtiğiniz zaman kitap fuarına ulaşıyorsunuz.
fuarın bence özel konuğu fethullah gülen hoca efendi hazretleri -yaz yaz bitmedi- olmalıymış. yada said-i nursi. iki adım atıyorsunuz kırmızı kaplı genç britannica gibi kırmızı ciltleriyle dizi dizi lem'a larla, mektubatlarla karşılaşıyorsunuz. bir kitap fuarında her türlü yayın olmalıdır. dini yayınlar, felsefi yayınlar, hatta kanımca incil, tevrat satan yerler de olmalıdır. ancak iki standtan birisi nur yayınları, lem yayınları, fem yayınları, inanç yayınları, namazımıkıldımbekliyorum yayınları olunca insan bu fuarın hususi olarak dini yayınlar fuarı olduğunu zannedebilir. ramazanda sultanahmet camii'sinin içinde açılan kitap standlarını geziyormuşsunuz gibi hissetmeniz çok doğal. ama burası, ankara kitap fuarı. ankara, türkiyeynin ikinci büyük şehri. anlıyor musunuz bunu? zaten sayıları bir kaç tane olan bu fuarlara girdiğimde artık onlarca dini yayınevinin hep aynı kitapları satmasını anlamsız buluyorum.
ayrıca fuarda tek bir yabancı yayınevi bile yoktu. onu bırakın ne imge yayınevi, ne dost yayınevi. ne iletişim, ne varlık. büyük yayınevlerinden teki bile yoktu. yabancı kitap dağıtımı yapan getiren dağıtımcılar da yoktu. iki adımda bir maeve binchy kitabı görmekten gına geldi. her standta hemen hemen aynı kitaplar. bir kaç yayınevi dışında fuara özen gösteren kimse de yoktu.
ayrıca fuarın bir de üst katı vardı. üst kata uykusuz ve leman gibi mizah dergilerini ve nispeten daha küçün yayıncıları yerleştirmişler. ama bu katta tek bir dini yayınevi bile yoktu. ben olsam nuh yayınevinin yanına koyardım uykusuz tayfasını. seyreyleyin o zaman siz cümbüşü. bariz biçimde birbirilerinden ayrı tutulmuşlar.
kısacası son derece özensiz, hangi kıstaslara göre yayınevi kabulu yapıldığı belirsiz, yapıldığı yer ve girişi itibariyle bir kitap fuarından çok bir ramazan etkinliğine benziyordu bu fuar. insan uzun zamandır aradığı ama bulamadığı kitapları görmek istiyor bu tür etkinliklerde. ama nafile. fuardan çok bir aynı kitapların boş bir mekanda sergisi gibiydi. hani post modern sanat galerileri olur ya, çok az insan gider görmeye. tek tük. onun gibi. gerçekten de bu postmodernizmse fazlasıyla görevini yerine getirmiş bir fuar olmuş diyebilirim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder