10 Aralık 2013 Salı
Musica Universalis - Kürelerin müziği
Musica Universalis, ilk kez Samoslu Pythagoras'ın daha Sokrates doğmadan önce öne sürdüğü evrenin uyumunu açıklamaya çalışan bir kavramdır. Bugün bu kavramı "kürelerin müziği" olarak adlandırabiliriz. Pythagoras, bizim bildiğimiz 3-4-5 üçgenini, yani hipotenüsü bulduğu söylenen matematikçiden çok daha fazlasıydı. Müzik, astronomi ve tıp konusunda da oldukça bilgiliydi. Hazretin söylediği şuydu; evrende varolan tüm gezegenler, yani küreler, insan kulağının duyamayacağı bir frenkansta sesler çıkarırlar. Yörüngelerinde hareket ederken veya bir başka küreyle yakınlaştıklarında, bu çıkardıkları uğultunun veya fısıltının frekansı değişir. O zaman gökyüzünde en belirgin biçimde görülen gezegenler yani merkür, venüs, ay, mars, jüpiter ve satürn ile güneşin birbiri arasındaki bağlantıyla bu müzik oluşur. Her bir gezegenin birbiri arasındaki ilişki, dünya ile birlikte bugün bildiğimiz müziğin 7 oktavını da oluştururlar. Bu müzik, asla uyumsuz değildir.
Kaostan beslenen evrenin kendi karmaşıklığının içinde bile var ettiği düzeni çözmeye çalışmak açısından önemli bir adım. Tolkien de Silmarillion'da orta dünyayı ve evrenini yaratan tanrıların, bunu müzikle yaptıklarını yazmıştır. Bir çok doğu ve kuzey mitolojisinde de evrenin müzikle yaratıldığı söylenegelir. Müzik, bizim sadece kulağımızla duyduğumuz melodilerin de ötesinde, büyüleyiciliğini var ettiği akıştan alır. Pythagoras, musica universalis ile harmoninin tüm evren üzerine yayılı olduğunu objelerin sessiz uğultusuyla açıklarken, Kepler, gezegenlerin yörüngelerini açıkladığı tüm eserlerinde musica universalis'ten faydalanmıştır. Özellikle Harmonices Mundi adlı eserinde, musica universalis'e göre gezegenlerin yörüngelerini açıklamıştır ve bu yörüngelerin dairesel değil eliptik olduğunu söylemiştir.
Gezegenlerin çıkardığı düşük frekanslı sesler. evet pek bilimsel durmuyor. Pyhtagoras'ın söyledikleri bunlarla sınırlı değil. Dünyada var olan tüm olayların, her bireyin doğduğu anın o anda gezegenlerin konumlarının ve o anda yarattıkları müziğin etkisiyle belirlendiğini de söylüyor. Yani, insan hayatını en başta etkileyen bu müzik. Evet bildiniz. Astrolojinin mantığı nedir diye sorulacak olursa eğer, verilebilecek cevap da bu olabilir. Ancak astroloji çok eski çağlarda bir kehanet aracı bile değildi. Sadece insanların hayatlarını yönlendirebilmek için kullandıkları bir araçtı. dolunayda ekinlerin ekilmemesi, gün doğumunda dua edilmesi gibi gibi..gök cisimlerinin hareketlerine göre değildi aslında yapılanların sıralaması. gök cisimlerinin birbiriyle arasındaki dansla ilgiliydi. bu dansın müziğiyle dünyanın şekillendirildiğine inanılıyordu.
Bu konuya ciddi kafa patlatmış bir başka kişi de elbette 2. Leonardo da Vinci diyebileceğim Athanasius Kircher. Kircher, uzun süre musica universalis'i açıklamaya çalıştı ve sadece gezegenlerin değil, her kavramın böyle bir müziğe sahip olduğunu söylüyordu eserlerinde. Yani, her insanın bir müziği vardır. Bu müzik, bir başka müzikle yani başka biriyle çok uyumlu da olabilir, son derece korkunç da.
Bir de Bach var tabi. Müziği matematiksel bir mükemmellikte bestelemiş olan Bach'ın yarattığı müziğin uyum kuralları da musica universalis ile oldukça uyumlu görünüyor. Bach, nerdeyse tüm eserlerinde insanı hipnotize eder. Belki de sebebi budur. Kulağımızın duyduğu her bir notanın birbiri ardına sıralanmasındaki garip hazzı düşünün. Dinlediğiniz en güzel müziği hayal edin. Kürelerin fısıltısı oradadır.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Olga
Sonsuza dek sürecek bir öfkeniz varsa içinizde büyütüp yeşerttiğiniz, asla huzur bulamazsınız. Öfkenizi beslediğiniz o kısa zamanlarda haya...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder