15 Nisan 2008 Salı

Ayakkabı ağacının altında bir kaç olasılıksız öngörü



Amerika'ın belli eyaletlerinde, özellikle çölle haşır neşir olunan yerlerinde yol kenarlarına tesadüf edenlerin görebildiği bir manzaradır ayakkabı ağaçları. Ne zaman nerede ilk olarak ortaya çıktıkları belirsiz. Müphem bir hikayenin elçileri gibiler. Haklarında binbir türlü hikaye de almış yürümüş elbette. Kimisi bu ağaçların dilek ağaçları gibi kullandığını söylüyor, kimisi ise mafyanın öldürdüğü insanlardan kalanları çölün ortasında yoketmek yerine ''ders olsun'' diye gösterge olarak kullandığını düşünüyor. Bazıları uyuşturucunun kullanıldığı ve var olduğu küçük kasabalara birer yol tabelası olduğunu söylüyor. Ancak en muhtemel olan tüm bu ağaçların küçücük bir olaydan türediği. Hayatın arasında sıkışıp kalmış insanların yapmadıkları eylemleri yapıverdiklerinde kendilerini saran heyecanın birer göstergesi belki de. 

Bazı alakasız Türk forumlarında bu ağaçların resimlerini görenler ise ilk olarak ''oha nasıl olmuş da kimse bu ayakkabıları almamış'' tepkisini gösteriyor. Haklılar. Mülkiyet en değerli varlığımız ne de olsa. Bir savaşta ölen askerin bile önce ayakkabıları çalınır öncelikle adettendir. Ancak bu ağaçlara bırakılmış bu ayakkabıların mülkiyeti. Kimin bıraktığı ise çoğu zaman meçhul.Bazen bazı ağaçlara bırakılan ayakkabıların üzerine isimlerini adreslerini yazanların da olduğu söyleniyor. Yine de ağacın tepesine bağlanarak fırlatılan bir çift Converse'in üzerinde yazan yazıları okumak imkansız oluyor. 

Bir de tüketici açısından düşünelim. Gelecekte sadece birer hap alarak bir öğünü bitirmeyi, yiyeceğini sadece bir hapa sıkıştırarak yaşamayı düşleyenler için ileride bir çok tüketim malzemesi belki de doğaya teknoloji nedeniyle giderek uzaklaşan insanoğluna bir yakınsama hissettirebilecek bir icatla sarsılacak. Bazı mamüller, bitki fidesi gibi küçük tohumsal paketlerde satılacak sadece. giyim kuşam, iç çamaşırı, kitaplar, cd'ler..bu ürünlerin kendilerine ait tohumları olacak. Mağazadan bu tohumları alacak olan tüketici, eve gidip kendi serasına yada bahçesine bu tohumları ektiği vakit, o tohumlardan bir süre sonra dallarında gıcır gıcır o ürünle dolu olan bir ağacın yeşerdiğini görecekler. Belki de ileride jimmy choo, manolo blahnik marka ayakkabılarla dalları doldurulmuş olan ağaçlar göreceğiz. Kadınlar, annelerimiz, sevgilimiz, arkadaşlarımız bu kadınlık anıtı gibi duran ağacın çevresinde danslar edip çılgınca bu ağacın varlığını kutlayacak belki de. Fena da olmaz onlar için. Ayakkabı için kendini kesebilecek kadınların, ayakkabı bağımlılarının korkutucu iç güdüsüne tamamen yönelmiş bu olacak bu ağacın dalları. Kadınlar yaşları ne olursa olsun belki de ağaçlara tırmanmayı öğrenecek yeniden. Kutularda raflarda eskimeyi bekleyen ayakkabılar artık dalından koparılıp giyilecek. renk renk. 

Bir kaç reklam filminde de buna benzer fikirler görülmüştür tarafımdan. hemen bunu da eklemeden geçmeyelim. Böyle bir cinliği hangi nanoteknolojik çözümlemelerle gelecekte görebiliriz bilemiyorum. Ancak gerçekleşirse kesinlikle doyuma ulaşmayacağımızı biliyorum. 

Belki de yenebilir olur bu ayakkabılar. Saçmalamanın ötesi nasılsa yok. Bu da olasılıksız bir öngörü üzerinden yapıldığında daha da keyifli oluyor. Haydi nike! haydi manolo blahnik! yürü aslanım jimmy choo! siz yaparsınız kadınlara bu iyiliği.

Hiç yorum yok:

Olga

 Sonsuza dek sürecek bir öfkeniz varsa içinizde büyütüp yeşerttiğiniz, asla huzur bulamazsınız. Öfkenizi beslediğiniz o kısa zamanlarda haya...